COŞKU VE TEZAT

1/11/2008 · Kategori: edebiyat_deneme

      29 ekim coşkusunu yaşamayı her zaman sevdi. Fener alaylarını da...Bir çocuk gibi kalabalıkla yürümek , marşlar söylemek bütün olduğunu hissetmenin bir parçası idi...

Bu yılda hazırladı kendini törene katılmaya...Ama eşi bu yıl köprüdeki ışık gösterilerini izlemek istiyordu. Netice de, kendisi de havaii fişeklerin yarattığı görsel şöleni seviyordu. Hazırlanırken biryandan...
- Geçen yılı hatırla,  gene böyle deyip trafikten ulaşıp seyredememiştik. Gel vazgeç şuradan korteje katılalım. Sonra da MFO nun konserini seyrederiz...diyordu. Beyefendi kafaya takmıştı bir kere
-Yok merak etme , ben seni yetiştireceğim...
Çocuklar"  biz arabaya tıkılamayız " diyerek onlara katılmadılar. Yola çıktıklarında seyredemiyeceklerini biliyordu... Bir ümit işte...

Arabaya binmeden
-Sen fenerin maçına git ...bende evde otururum...
-Maçı seyretmiyeceğim , senin için bu gün önemli...

İyi tamam da sokaklar araba seli ...Trafik, egzos, eşinin güya rahatsız etmemek için camı açarak içtiği sigaranın berbat kokusu...
Tepeler aştılar, sokaklara daldılar fişekler atılırken Beylerbeyinin arka sokaklarında sesi duyuyor fakat gösteriyi göremiyorlardı. Arabalar artık ilerlemiyordu. Tam bir işkence ...birine sevdiği şeyi çok yakın olmasına rağmen mahrum etmek...Ses var görüntü yok...

Sonucu tahmin ettiği için arabanın içinde sesini çıkartmadan oturmaya çalışıyor, eşinden tarafa doğru bakmıyordu...Tam o sırada 2 çarşaflı kadın gördü...Arabadan yeni inmişler , kocaları yanlarında ..kucaklarındaki çocukları kocalarına aktarıp hep beraber gösteriyi seyretmek için koşmaya başladılar...Gençtiler...TEZAT...diye düşündü...

Hem çarşaflısın hemde cumhuriyeti kutlama gösterilerini seyretmeye koşuyorsun...

Birden kocasına olan kızgınlığının geçtiğini farketti... " Benim CUMHURİYET ÇOŞKUM yüreğimde , onu hissetmek için fişeklere ihtiyacım yok..."diye düşündü...

Kalıcı Bağlantı Yorum (4) Yorum yaz!