REFLÜNÜN CERRAHİ TEDAVİSİ
25/4/2008 · Kategori: reflu dosyasi
Önlem-diyet-ilaç üçlüsünden yararlanamayan hastalar.
Ömür boyu diyet yapıp ilaç almak istemeyen genç hastalar.
Erken evre Barrett’li hastalar.
Cerrahi tedavi reflü hastalığının kendisini ortadan kaldırdığından dolayı yegane kalıcı çözümdür! Bu girişimin 50 yıllık sonuçları bilinmektedir ve deneyimli ellerde başarı oranı % 95 civarındadır. Zamanımızda cerrahi tedavi laparoskopik olarak yani kesi yapmadan sadece özel merkezlerde yapılabilmektedir..
Anti-reflü cerrahisi
Laparoskopik anti-reflü cerrahi, kesi olmadan, karın bölgesinde açılan milimetrik delikler yoluyla gerçekleştirilmektedir. Zamanımıza dek yüzbinlerce hastaya uygulanmış olup uzun dönem sonuçları bilinen tek yöntemdir. Yapılan işlem mide fıtığı bulunan olgularda bunun ortadan kaldırılması ve ayrıca yutma borusu alt ucuna bir "hokka" mekanizması oluşturulmasını içerir. Laparoskopik anti-reflü cerrahisinde başarının en önemli belirleyicisi, cerrahın deneyimidir.
Ameliyat başarısını garantilemek mümkün mü?
Anti-reflü cerrahi barrett riskini azalttığı gibi, erken evre barrett’lide iyileşme yapabildiği gösterilmiş tek yöntemdir. Cerrahi işlem yapılmadan önce ileri teknolojik testler ile ameliyatın başarısı garanti altına almak mümkündür.
Alternatif tedavilerde "ölüm" riski var mı?
Reflü hastalığı tedavisinde standart anti-reflü cerrahiye bir alternatif olarak öne sürülmüş bir dizi endoskopik yöntem mevcuttur. Onlarca endoskopik yöntemin çoğu ya yasaklanmış ya da terk edilmiş olup, sadece ikisi halen hayatiyetini sürdürebilmektedir. Bu iki yöntem; Stretta Girişimi ve Tam Kat Plikasyondur. Her iki yöntem de basında arasıra yer aldıklarının aksine deneysel özelliklerini korumakta ve uzun dönem sonuçları da bilinmemektedir.
Her iki yönteme ait de ‘ölüm’ dahil ciddi yan etkiler bildirilmiş ve erken dönem reflü kontrolü açısından başarı oranları kabul edilemeyecek derecede düşük bulunmuştur. Ülkemizde bu teknolojilerin ilk kullanıcılarından olan Prof. Yerdel, son derece sınırlı bir hasta grubunda ve bu prosedürlerin deneysel özelliği konusunda yazılı izin almak koşulu ile bu yöntemlerin uygulanabileceğini vurgulamaktadır. Dolayısı ile gelecek vaad edebilecek bu yöntemler hali hazırda laparoskopik anti-reflü girişimlerin bir alternatifi olmaktan çok uzaktırlar.
Prof. Dr. Mehmet Ali YERDEL (www.istanbulcerrahi
REFLÜNÜZ OLABİLİR
25/4/2008 · Kategori: reflu dosyasi
Geçtiğimiz yıllarda boğazımdaki ağrı ve faranjit düşüncesi ile KBB doktoruna gittiğimde "reflünüz var" dedi.İyi bir doktormuş.Zira daha önce gittiklerim aynı şeyi söylememişti.Sizde bu tür şikayetlerde dikkatli olun derim.
Bu sebepten bulduğum bilgilerle bir reflü dosyası yapmak istedim.
Boğazda takılma ve yabancı bir madde varmış hissi, yutkunma güçlüğü, sık boğaz ağrısı, aralıklı veya süre ses kısıklığı ve diğer ses problemleri, boğazda yabancı bir madde veya şişlik varmış hissine bağlı sık sık boğaz temizleme alışkanlığı ve nedeni bulunamayan müzmin öksürüğün reflünün habercisi olabileceği bildirildi.
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sabri Uslu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ''ağız boşluğunun arka kısmındaki 'yutak' denilen bölgenin doku şişkinliği'' olarak adlandırılan faranjitin, sadece mikroplara bağlı olarak ortaya çıkmadığını, sigara, hava kirliliği ve geniz akıntısının da hastalığın nedenleri arasında bulunduğunu bildirdi.
Gözden kaçan bir diğer faktörün de tıp alanında ''larengo farengeal reflü'' denilen bir hastalık olduğuna işaret eden Uslu, mide içeriğinin aralıklı olarak yemek borusuna ve daha üst bölgelere kaçarak rahatsızlık yarattığı bu hastalıkta, belirtilerin hastaların önemli bir kısmında midede değil, dolaylı şekilde ortaya çıktığını söyledi.
Belirtilerin midede ortaya çıkmamasının nedeninin, tahrişe yol açan asidin yemek borusunda çok uzun süre kalmamasından kaynaklandığını kaydeden Uslu, ''Ancak asit, daha hassas olan gırtlak ve boğaza yükseldiğinde bu bölgeler kolayca tahriş olur. Bunun sonucunda da mide ve yemek borusuyla ilgili şikayetler olmadan ses ve boğazla ilgili şikayetler ortaya çıkar'' diye konuştu.
Uslu, ''Boğazda takılma ve yabancı bir madde varmış hissi, yutkunma güçlüğü, sık boğaz ağrısı, aralıklı veya sürekli ses kısıklığı ve diğer ses problemleri, boğazda yabancı bir madde veya şişlik varmış hissine bağlı sık sık boğaz temizleme alışkanlığı, nedeni bulunamayan müzmin öksürük reflünün habercisidir'' uyarısında bulundu.
Hastalığın tespiti için tam bir kulak, burun, boğaz muayenesi gerektiğini bildiren Uslu, ''Bu muayenede elde edilen bazı bilgiler hastalık konusunda ip uçları verir'' dedi.
Tedavinin çoğu kez gastroenteroloji bölümüyle birlikte düzenlendiğini belirten Uslu şunları kaydetti: ''Hastalara ilaç tedavisinin yanı sıra kahve, çay, kafeinli-kolalı meşrubatlar, çikolata, baharatlı, yağlı ve acılı gıdalardan uzak durulması, çiğ sarımsak, soğan ve midede yanmaya yol açan besinlerin tüketilmemesi, az ve sık beslenilerek midedeki gerginlik ve asit salgısının azaltılması, varsa fazla kilolardan kurtulunması, sigara ve alkol kullanılmaması, bol su içilmesi, yemekten hemen sonra yatılmaması önerilir.''